centaflex ve islam savasları77
evet arkadaslar sizlerre en güzel yazıları yazan centaflex elinden gelen gayreti gösterdi ve centaflex dediki ) Herkes nafilelerle meşgul olurken, sen farzları ifa et. “Yani lardald rükünleri, vacibleri, sünnetleri, müstehabları ifa et!”2) Herkes dünya ile meşgul olurken, sen Allahü Teâlâ’yı ha “Yani din ile meşgul ol, dine uygun yaşa, dine uygun kazan, uygun harca!”
3)Herkes birbirinin ayıbını araştırırken, sen kendi ayıpl ıra! Kendi ayıplarınla meşgul ol!
4)Herkes, dünyayı imar ederken, sen dinini imar et, ziynetlt
5)Herkes halka yaklaşmak için vasıta ararken, halkın rı: zetirken, sen Hakkın rızasını gözet! Hakka yaklaştırıcı sel itaları ara!
6) Herkes çok amel işlerken, sen amelinin çok olmasına Ilı olmasına dikkat et .......
a- H'jC. AI.I'NİN (r.a.) ll.Mİ
O Kcsûlullalı'ın (s.a.vO cliz.i ılibintlo ilmiııi lulısil etlen .snff-ı evvelden olun bir z.at idi; onnn ilmine ulaf^pinuk elbette ki mümkün olamaz.
İlimde çt>k Üstün olmasına rafemen yanılırsa kabullenir ve tevazu gösterirdi.
İslâm peygamberi (s.a.v.) Ali’ye hitaben şöyle demiştir;
“Sen bana oranla Harun'un Musa’ya oranla sahip oklumu mevkie sahipsin; ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir.”
Yine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşUı:
“Ben ilmin şelıriyim, Ali kapısı. İlim almak isleyenler Ali'nin kapısına başvursunlar.” (Tirmizi)
Keza Resûlullah (s.a.v.):
‘Va Ali ben ölünce beni sen yıkayacaksın!”
Bu \'e buna benzer birçok hadisler, Hz. Ali’nin (r.a.) ilimde ne derce üstün olduğunu, fıkhî konularda ne kadar yüce olduğunu göstermektedir. Kaldı ki, Hz. Ali kendisinden önceki 3 halifeye de Şcylıu-l İslâm’Iık görevi yapmış, bu konuda onların en büyük yar dınıcısı olmuştu.
Ayrıca B. Zaman’ın ifadesiyle, “Hz. Alı Esrar-ı huruf ve cifir minin mutlak üstadı idi.”
Cevşenü-1 kebir, celcelutiye duaları Hz. Ali’den (r.a.) günümi gelen büyük ve feyizli dualardır. Cevşende yer alan Sekine adlı ada Hz. Ali’ye (r.a.) göre ism-i Azam olan Cenab-ı Hakk’m 6 esi İÇ ayetle birlikte 19 defa okunarak, müminler onunla sekine maktadırlar.
Cevşenü-1 kebir, Cebrail (as) tarafından Peygamber efend (s.a.v.) vahiyle indirilen ve “Ya Muhammed zırhı çıkar bu duay talimatıyla Peygamber efendimiz (s.a.v.) tarafından savaşta c bilâhare Hz. Ali’ye yazdırılan bir dua olup, Zeynel Abidin Ha tarafından tevatürle rivayet edilmiştir.
Abdullah bin Abbas (r.a.) rivayet ediyor:
Biz kendi aramızda şöyle konuşurduk;
“Resûlullah (s.a.v.), Ali’ye başka hiç kimseye söylemed muda bilgi vermişti
,vesilesi ile hulûliyyetle Irtitat, vard,
”Hadit ve İbn-i Meysem diyorlar ki:
Bütün İslâm ilimleri Ali'den çıkıyor.”
Hz. Ali, iliın ve bilgiyi her sınıftan üstün tutardı. Faziletlerin başı ilimdir.”
Halkı bilgiye teşvik ederdi. Yine buyururdu ki:
İlim maldan hayırlıdır.”
Dâima isterdi ki karşısına bir kemâl sahibi çıksın. Onur dil etsin. Bilginin müşkül taraflarını onunla paylaşsın.
Bu kadar âlim olan Hz. İmâm-ı Ali diyor ki:
“Her kim, bana bir harf öğretse, ben ona kul, köle olun Hz. Ali son derece büyük bir âlim, saygın ve dinlenilirk sına ve bir ara Halife olmasına rağmen son derece müteva çakgönüllüdür, tevazu sahibidir. Özünü fakir gören Şahı Mt Bu tevazuluğunda, “Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleye mz ahmaktırlar!” diyerek âlimlerin dahi çok fazla konuş rını, az ve öz, ayrıca yerine göre konuşmalarını önerir. Alt lülüğün bir erdem olduğuna dair söylediği: “Alçakgönüllülük, ilimin meyvesidir.”
Sözleri âlimlerin dahi bu konuda tevazu göstermelerin meye yöneliktir. Onun, “Alçak gönüllülük, en büyük şere leri de kişinin özünü fakir görmesine yönelik ciddi bir gös Hz. Ali’nin, “Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve üz rnediği hâlde söz söylemeyi terk et.” sözleri insanları alçc lüğe ve tevazua davet eden beyanlarıdır.
Hz. AJi ilim konusunda tüm zamanların en büyük alimli ) sadece Kur’ân, Hadis ve din âlimi değil, zamanın en ileı kçisi, fen bilimcisi ve tarihçisidir. Onda var olan bilgini ırşısında onu incelemeye çalışan araştırmacılar âdeta b nşırlar. O büyük zat, tevazuu ve kemâlatı ile insanlanr inden ihtiyaç durdukları alanlarda bilgi edinmesi içiı “ jarda bulunmuştur.
Aynen "Allalıa yemin olsun ki, inen biılün ayeücrin ne hakkında, nerede ve kimin hakkında nazil olduğunu hiliyorvım. Allah bana düşünen, sorgulayan bir kalp ve a<;ık bir dil vermiştir.” ve “Allah’ın Resûlü bana her birisinden bin kapı a«;ılan tam bin ilim kapısı öğretti!" sözleri ile de beyan etmekledirler. O ulu zat birtjok defalar “Sorun bana bilmediğiniz konuları!” anlamında yaptığı ıcağrılar ile bilgisinden insanları yararlandırmaya çalışmışlardır.
Hz. Ali devamlı olarak Hz. Peygamber’in Cs.a.v.) yanında bulunduğu için Tefsir, Hadîs ve Fıkıh’ta sahabenin ileri gelenlerindendir.
Hatta Resûlullah’ın tâbiri ile “ilim beldesinin kapısı” olarak ümmetin en bilgini idi. Hz. Peygamber yolunda insanları hakka iletme! için büyük gayretler sarf etmiş ve hilâfet dönemi iç karışıklıkları dolu olmasına rağmen İslâm’ın öğretilmesi ve öğrenilmesi husı sunda büyük katkılar yapmıştı.
Medine’de duruma hâkim olup yönetimi tam olarak eline ald tan sonra öğretim için merkezde bir okul kurdu.
-Arapça gramerin öğretilmesini Ebu Esved ed-DüeVı ye,
-Kur’ân okutma ve öğretme işini Abdurrahman es-Sülem’ı’^
-Tabiî ilimler konusunda öğretmenlik görevini Kümeyi b. Zi^ verdi. Arap edebiyatı konusunda çalışma yapmak üzere de Uba es-Samit ve Ömer b. Seleme’yi görevlendirdi.
Devlet yönetimi ve hizmetlerini;
-Maliye,
-Ordu,
- Teşri ve kaza gibi bölümlere ayırarak yürütüyordu. Ma^ dağıtma ve toplama diye iki kısma a>urmazdı.
Hz. Ali (r.a.) bir gün hutbe okurken şöyle buyurdu: “Ruhum kabza-i kudretinde olan Allah’a yemin ederin rat, Incil ve Zebur’da olan bütün sırlan size söyleyebilirim, beni tasdik ederler!” (Diğer konular için bkz. Sh. 530, 542
3- HZ. ALİ’NİN (r.a.) NAMAZI VE ORUCU
Namazda kendinden geçerdi
Hz. Ali (r.a.), Resûlullah’ın kendisi hakkında;
“Ali Hakk’la beraberdir, Hakk da Ali’yle beraber; P )eraberdir, Kur'ân da Ali yle beraberdir.”
Hz. Ali (r.a.), namaz için abdest alırken vücudunda h reme başlardı. Rabbin huzuruna çıkmanın verdiği aşk ibadete başladığında İlâhî azametin korkusu bütün vüc^(''N rar, kendisinden geçerdi; secdeleri uzatır akıttığı gözyaşi^JjN desini ıslatırdı.
Hz. Ali’nin namazdaki hâli; kendisinden geçmesi, seede^ laması, huzu ve huşu ile masivellahtan kopup Rabbine asırlardır arif ve abidlerin henüz idrak edemedikleri, akıl nin hikmetini anlayamadıkları bir meseledii.
Savaşların birinde İmam’ın mübarek ayağına bir ok isah^ yor, oku çıkarmak çok acı vereceğinden ne yapacaklarını şaşı 1ar. Hz. Zehra’nın teklifiyle, İmam namaz kıldığı zaman oku a> dan çıkarıyorlar. Hz. Ali (r.a.) namazda akıl, kalb ve bütün var öyle Rabbine yönelmiş, yaradanla sohbet aşkı O’nu öyle nies m iş ki oku ayağından çıkardıklarını dahi fark etmiyor. Nam tikten sonra kendisine oku çıkardıklarını söylüyorlar.
Bunu anlamak mümkün değil; namazın azametini ve 1 tini anlamış, onu hakikatiyle yerine getiren Hz. Ali ancak t beyan edebilir.
Hz. Ali’nin namaza verdiği önem hayatının her alanında inektedir. İbn-i Abbas anlatıyor: Sıffın Savaşı’nda çatışmala detli olduğu günlerden birinde Ali’nin sık sık gökyüzüne, ^ battığı yöne baktığını gördüm ve ona sordum, “Ya Ali! 0 t »ir korkun mu var, düşman o taraftan saldırır diye bir end 3r?”Ali buyurdu:
Hayır, ben namaz vaktinin girip girmediğine bakıyorun Kahramanlığı, yiğitliği dillere destan olmuş İmam A n a ile namazın ne denli önemli olduğunu vurgulnvov
kıblesi oliin ^'e lıer gün lıeş defa yöneldikleri Kabe'de dünyaya gelmesini irade ct nıişlir. Yine Hz. Ali'nin namaza olan aşkı, O'nun Küfe ca-nıiinde namaz kılarken şehadet şerbeli içip çok arzuladığı Rabbine centa flex kavuşmasına vesile oluyor.
Hz. Ali sürekli ibadet eden ve oruç tutan bir insandır. Hatla 3 gün üst üste oruç tutuğu, 3 gün üst üste lam orucunu açmak islediği zaman kapısına yoksul veya kölelerin gelip sadaka istedikleri, Hz. Ali’nin de bu rızkım onlara vererek orucuna devam elliği bilinir.
Hz. Ali'nin (r.a.) ibadeti çok fazla idi. Farz ve sünnet tekbirlerinin dışında her gece yalnızlığında getirdiği binlerce tekbir, teblil, teşbihi işitilirdi.
Hz. Ali’nin (r.a.) Namazdan sonra Rabbine yaptığı bir niyazı:
Ey ihsanı bol Allah’ım sana hamd ederim.
Ey yegâne Rabbim senin önünde eğilirim.
Yücesin, kullarından dilediğine sonsuz nimetler verirsin.
Ey Yaradanım!..
Sana sığındım. Varlık ve darlık zamanımda,
Eğer sen de beni kapından kovarsan Kime sığınırım?
Senden başka kim şefaatçi olur?
Gizli yakarışımı duyuyorsun.
Beni, senden ümit kesenlere katma.
Aşk ateşimi yandır.
Secdeye kapandım, beni azabından esirge.
Dünyadan sıyrılıp huzuruna geldim.
Mal ve oğulların fayda veremeyeceği,
O büyük günün dehşetinden sana sığımnm!
Günahım büyük!
Ama senin affın ondan daha büyük.
Senin affın sadece iyilere olacaksa;
Kötüler ne yapacak, kime sığınacak?
No comments:
Post a Comment