centaflex ve islam savasları22
evet bugün yine güzel bilgilerimizi sizlere yazılrıyoruz centaflex dediki H/. Ali siidecc Kıır’ân ilmimle tlcj^il tüm ilimlerde Uder duvu-ı^jiındiivdı. Cifir ve Ebecd hesııbımn üstadı idi. Zahiri ve bâtmi ilimlere vakıf, hikmet sahibi bir zattı, l’cygamber efendimiz (s.a.v.) kv/.ı FatınınVu tıe demişti, bir kez daha hatırlayalım; "Ben seni isteyenlerin en bilgilisine veriyorum.” U/.un söze ne gerek; tescillenmiş bir ilim adamıydı O.Seni bu ağaca a.sacaklarEşsiz şecaat, ulviyet, ilini ve hikmet mâdeni Hz. Alı (r.a.), bir adama dediler ki:
- Ey Allah’ın kulu! Seni falan yerde, falan hurma ağacına asacaklardır!..
Gün geldi dediği aynen çıktı, adamı o ağaca astılar.
Beni seven, Ali’yi de sever
Gönüller aydınlatan bilgi güneşi Hz. Ali Cr.a.) bir gün hutbe ırâc? ediyordu. Bir ara buyurdular ki:
- Kim Allah Resûlü’nün “Beni seven Ali’yi de severi” buyurdt ğunu işitti ise şehâdet etsin
Cemaat içinden on kişi şehâdette bulundu. Yalmz bir kişi, bu si leri duyduğu hâlde şehâdet etmedi.
Hz. Ali (r.a.) ona dediler ki:
-Sen niçin bildiğin hâlde şehâdet etmiyorsun?
-Ben ihtiyardım, unuttum!
Hz. Ali (r.a.) ellerini ulvilik âlemlerine kaldırarak dua etti:
-Yâ Rabbi, eğer bu adam bildiği hâlde doğruyu söylemiyors risinde bir beyazlık meydana getir ki, hiç bir şey o beyazlığı ört
O anda adamın iki gözü arasında bir beyazlık meydana g<
9- HZ. ALİ’NİN (r.a.) YÖNETİCİLİĞİ Çok değerli ve adil bir yönetici idi Halife olduğunda şöyle demişti: “Halifelik makamı ümı lik ve dirliğini huzur ve güvenini sağladığı ölçüde bir kı> eder. Yoksa bir takım zalim ve şöhret düşkünü insanle hilâfet bir zulüm aracı olmaktan öte bir mânâ İfade etm kitabını ve Resûlü’nün sünnetini uygulama gibi bir göre niş ve bir kenara fırlatılmış a)
-neye çalışa kaçınmış ve kimsev*. •
-erdiği genelgelerdeöğütlerinde ve gerek,^"^'V.Vu 1
“Haksızlık önünde yolunda savaş^^»>\X»
nizi de kaybederdir, ,^ V»
dan gelecek her^e “Haksızlıklara isyan etnT'V>'
kaldınyı teş4katlanmalıdır.” diyerek iyirvK^^'s
1 ,^ Atmıştır. Zaten onun savaş meydanla,,
a ramanlıkJar iyiük yolunda savaşmanın gerekleridı'î^
Hz. Ali tüm yaşamı boyunca bildiklerini halk ile hizmet etmeyi ibadet olarak gören ve hizmeti Paylaştir^ı^^^-i^,
Cabir Bin Abdullah rivayet ediyor:
Peygamber efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki;
-Ümmetim içerisinde ümırıetime karşı en merhametlisi
-Ümmetimin içerisinde ümmetime karşı en Şefkati^
Hattap’tır,"
-Ümmetimin en hayâlısı Osman dır,
-Ümmetimin en güzel hükiün vereni Ali bin ebit^
-Helâl ve haramı en iyi bilen Muaz bin Cebel’dir, “O kıy^;, nünde âlimlerin bir adım önünde gelir!”
-Ümmetimin en güzel Kur’ân okuyanı Übeyy bin Ka’b’d,
-Miras hukukunu en iyi bileni Zeyd bin Sabit’tir.
-Uveymir’e yani Ebu Derda’ya bunların hepsi verildi.^ Nasihatu-I Müluk bahsi)
lo- HZ. ALİ’NİN SABRI VE HİLMİ Hz. Ali’nin sabrı ve hilmi nefsinin üstün sıfatlarmdandu dertlerin teskini sabır ile biter. Sabır hakkında Cenâb-ı Hak, ] Kerîm’de, “Muhakkak Allah sabredenleri sever.” buyurmuş!
Hz. Ali, her yönü ile hilim sahibi ve sabırlı idi. Onun! eri âdilâne idi. Sabretmesi ile dâimâ zaferi elde ederdi. Her er savaşta sabrederdi. “Her kim sabrederse zafer bulur!” î *ği doğru işlerde dâimâ sabrederdi fakat gerçek karşısındı disede hiçbir kimseden korkusu yoktu. Cenâb-ı Hakk’ıı beraber olduğunu bilirdi.
(l'ilkı da sabra da\’el ederdi. Halla savaşlarda da evvela sabreder, dıişırıaıı tecavüzünü alenî olarak meydana voırvmeaya kadar beklerdi.
Bütün sav'aşlarda açlığa ve susuzluğa sabrederdi. Meşakkatli işlerde de tahammül etlerdi. Hilâfet fitnesinde 1 Iz. Rcsiıl, ona sabır lav-si\e etmişti. İslâmiyet’in muhafazası için tam 25 yıl sabretmişlerdi.
Hz. Ali, insanlara sabırlı olmalarını telkin ederken, aynı zamanda onların ümitsizliğe düşmemelerini, her olgunun koşullarının kendi-.sine uygun elverişli duruma gelmelerini, bunun da azim ve çaba gösterilerek elde edilebileceğini göstermektedir. Onun “Azim ve sebat, insanların en büyük yardııneısıdır!” sözleri bunu açıkça göstermektedir. Yaşanılan şeylerden ders çıkarılmasını, bunun yaşam için önemli olduğunu “Her şeye ibretle bakınız ve gördüklerinizden ibret alınız!" .sözleri ile vurgulamaktadır. Yaşamın ibretlerle dolu olduğunu. yeteri kadar ibret alınacak konunun bulunduğunu, ancak insanların genellikle bundan ders çıkarmadıklarını dâhiyane bir şekilde izah ederek “İbret alınacak şeyler ne çok, ibret alanlarsa ne az’.” sözleri ile bunu açıklamaktadır.
Mz. Ali yaşamında her zaman sabır göstermiş ve kanaatkar o\-l muştur. “Hayatın, karşısına çıkardığı müşkül hâdiselere sabır ve ta hiinımiil et. Onları, hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbind bir buğz ve adavet besleme; hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterm Bu suretle hareket edersen, en büyük müşkülleri bile yenersin ve s< de “İnsân-ı kâmil” mertebesine erersin.” diyerek insanlara erder olmanın güzel örneklerini sunar.
11-HZ. ALİ’NİN BELÂGATİ Hz. Ali, fevkalâde beliğ ve fasih konuşurdu. Peygamber efendimizden sonra, onun derecesinde beliğ \ )kuyacak bir başkası yok idi. Arap lisanının iik kaidelerini i )dur. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerim’in Usanma herkesten çok âşi' )evamlı Peygamber efendimizin yanında bulunması ve onun urlarına ilk kavuşanlardan olması sebebiyle Kur’ân’mbüknı 1 iyi bilen o idi. Tefsire dair birçok rivayetler bildirmiştir. î ^etlerin iniş sebepleri konusunda birçok rivayetleri vardı.
Bu konuda buyuruyor ki:
“Sorunuz, bana ne sorarsanız, size cevabım veririm. Al )im bana sorunuz. Vallahi bir ayet yoktur ki, ben om
nırdı. Kendisine bir pay ayırma noktasında gayet dikkatl^^^ senin hakkına tecavüz etmemekte de büyük bir örnek idj t v
Küfede görenler, kışı,, soğuğunda ince bir elbisenin altmj reyerek camiye gittiğini aktarırlar.
Hz. Ali bütün bu emirleri kendi nefsinde eksiksiz uyo^^, ' halifeydi. Beş yıJhk halifeliği çok önemli olaylarla, savaş . larla geçmişti. Fitnelere karşı sonuna kadar doğru yoldan cadele etmek istedi ve sonunda
Hz. Ali, İslâm’ın bütün güzelliklerine vakıftı. Çünkü o, daima yanında bulunmuştu.
Vahiy kâtibiydi; hafız, müfessirve muhaddisti. Hz. Peygan,^ beş yüzden fazla hadis rivayet etti. Ahkâmın nazariyatıı,(}jjj^ amelî keyfiyetine bakardı.'
“Halka anladıkları hadisleri söyleyiniz. a\Uv Peygamberdin tekzip edilmesini ister misiniz?”^^
Hz. Ali âbid, kahraman, cesur, iyilikte yarışan, takva sa^ son derece cömertti.
Yine bir gün yiyecek çok az yemekleri olan Hz. Ali ile ailesi sof oturdukları smada kapılarına bir düenci geldi, onlar da yemeği dile, verdiler. Ertesi gün gelen bir yetime, üçüncü gün gelen bir esire ye centaflex lerini verdiler. Bu olay üç gün sürdükten sonra şu ayet-i kerime
"Şüphesiz en iyiler miz,aeı kafur olan bir taslan i»;erlcr. Allah'ın kullarının taşıra taşıra ivcccjSii bir kaynak. Atlafet yerine Belirirler ve şerri yaysın olan bir s»nden korkarlar. İçleri çektikti hâlde yiyeceği, miskine, yetime ve esire yedirirler. ‘Biz sizi ancak Allah’ın rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Ooğrusıı biz oldukça asık suratlı zorlu bir günden dolayı Rabbımızdan korku>'oruz’ derler. Allah da bu günün şerrinden onları korur. Onlara parlaklık ve sevinç verir.”’’
i:j - HZ. ALİ’NİN (r.a.) PEYGAMBERİMİZİN YANINDAKİ DEĞERİ
Ma’d bin Vakkas rivayet ediyor.
F’evgamber efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali’ye (na.) hitaben şöyle buyurdu; “Sen benim için Musa’ya nisbetle Harun gibisin. Ancak benden sonra Peygamber gelmeyecektir."^*
14- KIYAMETTE ALİ’YE (r.a.) BİÇİLEN GÖREV Ebu Said el-Hudri (r.a.) rivayet ediyor.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu;
Ey Ali, kıyamet gününde elinde Cennet asalarından bir asa ol cak ve onunla münafıklan havuzumun başından kovacaksın.^
15- HZ. ALİ’NİN (r.a.) KADERE BAKIŞI, RIZA G< TERMESİ
Şöyle derdi: Kadere razı olmayan imanın tadım alamaz, i istemeden yeryüzünde hiçbir şey olmaz.
Hz. Ali’ye,
“Ey Mü’minlerin Emîri! Şurada birileri var; Allah Teâlâ’r fiiiz olmamış şeyleri bilemeyeceğini iddia ediyorlari” denildi. ^ “Anneleri onların matemini tutsun! Onlar bu sözü neye < ak söylüyorlar?” dedi.
“Andolsun ki sizi deneyeceğiz ki içinizden mücahit ol '»hır gösterenleri meydana çıkaralım. (Cihat ve diğer hı
“Bilgisiz insanlar helak olur!” dedi. Sonn\ da minho arn senada bulunarak şunlan söyledi;
Ey insanlar! İlim öğreniniz. Sonra bu öğrendikle edmız ve onları başkalarına da öğretiniz. Allah’ın kitab'*''* . nup da içinden çıkamadığınız konuları bana sorunuz. göre içinizden bazı kimseler “Andolsun ki sizi deneyec^!^'*'<. nizden mücahit olanları ve sabır gösterenleri meydana âyetine dayanarak Allah Teâlâ’nın henüz olmamış şeyleri biij*" ğini iddia ediyorlarmış. Hâlbuki “bilelim” mânâsına gelen fiili bu âyet-i kerimede “görelim” mânâsında kullamlmiş^j^ âyet “İçinizden mücahit olanları ve sabredenleri görelim diyç deneyeceğiz.” manasını ifade etmektedir.
Hz. Ali şöyle buyurmuştur:
“Gökte ve yeryüzünde takdir olunmayan hiçbir şey meyd mez. Hiç bir kimse yoktur ki yanında kendisini korumakb iki melek bulunmasın. Bu melekler kaderi gelinceye kadar in rurlar. Kader geldiğindeyse onunla kaderi arasından çekili nim üzerimde Allah’ın çok sağlam bir koruyucusu vardır geldiği zaman bu koruyucu benden uzaklaşır. Şunu bilim takdir olunanların mutlaka başına geleceğine ve olunmayı hiç bir şekilde kendisine isabet etmeyeceğine inanmadık nm zevkini alamamıştır.”^
Hz, Ali Radıyallahu Anh anlatıyor:
“Biz bir cenaze vesilesiyle Baki’u’l-Ğarkad’da idik. Deı miza Resûlullah (s.a.v.) çıkageldi ve oturdu. Biz de etrafır yapıp) oturduk. Elinde bir çubuk vardı. Çubuğuyla yere çizmeye başladı. Sonra:
Sizden kimse yok ki, şu anda cennet veya cehenneı yazılmamış olsunr buyurdular. Cemaat:
"Ey Allah’ın Resulü, öyleyse hakkımızda yazılana it I dayanmayalım mı?”
Şt'kAvel dili oliinlnr da :jckâvele götüren ;nnc\de (.ımıvaffak) o\a--aktır!”
Sonra şu ayeti tilavet buyurdular
“Kim bağışta bulunur, günahtan kaçınır ve dinîn en güzelini tasdik ederse, biz de ona hayır ve kolaylık yolunu kolaylaştırırız.”""
Hz. Ali'nin kaderle ilgili bir uyarısı var, “Kapkaranlık bir yoldur, gitmeyin o yola. Pek derin bir denizdir, dalmayın o denize. Tanrının sırrıdır, uğraşmayın onunla!” diyor.
Hz. Ali'nin uyarısı hiç de yabana atılır cinsten değildir.
Ama aynı Hz. Ali’nin kader konusunda iyimser yargılan olduğu da bir gerçek.
“Şam’a gidişimiz Tanrının kaza ve kaderiyle ilgili değil mV?” diy soran bir arkadaşına verdiği yanıt çok ilginç; “Yazıklar olsun san: sen kazayı yerine gelmesi, kaderi mutlaka olması gerekli bir iş sa^ maktasın. Eğer öyle olsaydı, sevap ve ceza geçersiz olur, sözün ve s verenin ortadan kalkması gerekirdi. Oysa noksan sıfatlardan b olan Tanrı, kullarını yapacakları işlerde serbest bırakarak kötül Jerden sakınmalarını emretmiş, kötülüğü yasaklamıştır. Emir de sak da kulun seçme hakkını ortadan kaldırmamış, onun kudrı yok etmemiştir. Onlara kolay olanı teklif etmiş, zor olanı buyn mıştır. Az iyiliğe çok sevap vermiştir. Kul mağlup olduğu için etmez, mecbur olduğu için itaatte bulunmaz. Tanrı, peygami bir oyun olsun diye göndermemiş, kitabı abes olarak indirr gökleri ve yeri, ikisi arasında yaratılanları boş yere yaratmai Yanıt açık ve kesin! Hz. Ali’ye göre insan bazıl sandığı gibi Tanrının elinde oyuncak değil, aksine radesiyle hareket eden, seçme hakkı olan bir varlık lir deyişle, kaderini Tanrı değil kendi
Hz. Ali, Kuran dışına çıkmamış dolayısıyla Kur’ân’m cı,,. rak insanı, yaratılmışların en şereflisi, en yücesi olarak “Eşref-i mahlûkat” yaşamı boyunca insanı sürekli yüceO ona değer vermiştir. “Görmediğim Tann’ya inanmam” ^ Velayet, Tanrı’mn insanda olduğunu, dolayısıyla da inşama ğini ön plana çıkarmıştır-
Hz. Ali, güzel ahlâk direğinin yıkılmaz duvarıdır, iyi mak için güzel ahlâklı olunması gerektiğini her seferinde mış; “İnsanı kerem sahibi yapan, güzel ahlâktır!” sözüyle a) önemini belirtmiştir. Güzel ahlaka sahip olacak insanın, nefs çakJıktan korumasını, dolayısıyla nefsini terbiye eden bir inşa şerefli kalacağını söylemiştir.
Hz . Ali, ahlâklı olan insanın kinden, kibirden, buğzda betten; kısaca, kötü hâllerden uzak olması gerektiğini belirt Hz. Ali anlayışı. Yüce Allah’ın, Peygamberimiz Hz. Muh; Mustafa Efendimiz’in aracılığı centaflex ile göndermiş olduğu İslâm nın sevgi yoludur, barış yoludur. O büyük insan İmam Ali, i rın nasıl ki doğduğu zaman masum ve pak olarak geldiği g huzuruna da masum ve pak olarak gitmesi için kendisindı gelecek nesillere öğütlerde bulunmuş, onları güzele, iyiye, ka dostluğa, barışa, sevgiye davet etmiştir. İnsandır her olun çünkü insan, beşerdir. Beşer olan insanın “bîşer £itıuesı mm »7 Ali su güzel söügpii
insanın ııtanımısı, örtüsüdür İnsanların kıymeti yuııtıj^ı vyüık-ler ile ölçülür
İnsanlara faydası olmayanı ölüler arasında say, p,il İlim insanın güzelliğidir”
O yüce insanın, insanlığa çok güzel bir hitabı olmu!}, insana dair verilmesi gereken en güzel öğütleri vermiştir. Hz Ali (r.a.l şöyle bvı-yıırmaktadır:
“Ey İnsan! Şurasını iyi bil ki, gönül büyük bir şehristandır. O şehirde iki tane padişah bulunur. Her padişah kendi işinin hâkimidir ve kendi işinin galip gelmesine bakar, aralarındaki mücadele sonucunda hangisi diğerine galip gelirse orada onun hükmü yürür, liu iki padişahtan birisi akıldır, diğerinin adı ise tabiat dediğimiz şeytandır. Burada hangisinin mücadelesi diğerine galip gelirse hüküm onnndur.” İnsanda olan şeytani sıfatlar sırasıyla .şunlardır; “Tamah, hırs, intikam, kibir, kin, cimrilik, haset, gurur, gazap, düşmanlık, gıybet, inkâr, yalan, doyumsuzluk, gaflet.” insanda olan aklın sıfatları da şöyledir:
“Kalp huzuru, kanaat, doğruluk, itimat, tevekkül, ilim, güz huy, tevazu, sabır, şeflcat, merhamet, cömertlik, ikrar, saygı, tes nıiyet ve Allah aşkı.”
Hz. Şah-ı Merdan, insanı o kadar yüceltmiş ki, düşmanın ^ insan olduğunu düşünmüş ve merhamette bulunmuştur. Ce Savaşı’nda kızgın güneşin altında Hz. Ali’ye yardımcısı Kanbe getirir ama o büyük insan, suyu düşmanı da olsa yaralılara veı gerektiğini söyler. İşte İmam Ali insana bu derece değer verra Hz. Aliyyel Murteza, insanın dürüst, çalışkan, ablaklı ve ^etli olmasını ister. Ve şu tavsiyede bulunur:
“Kendinizi başkasının kölesi kılmayın. Yüce Allah sizi (işi olarak yaratmıştır. Bu hürriyeti hiçbir bedele karşılık st nayın. Şerefinizi, vicdanınızı ve kendinize saygınızı satar? ;erçek menfaat veya kâr elde edemezsiniz. Sizi bu yüce de] lıkoymaya çalışan kimsenin ardından koşmayın. Bilinv eya muhtaç bir kimseyi ezmek ve ona eziyet etmek, zu\n isiidür. Sana kötülük etmeye ve ona eziyet etmeye teşe irine sen iyilik et. 0 seni tanımadığı ve sana aldırma
iljjç^^;krse, sen ona cömeı
No comments:
Post a Comment