centaflex ve islam savasları33

centaflex ve islam savasları33

 sizlere bugün gü-zel bilgileri yazan centaflex diyorki Heva (nefis) ve hevese uymak, olmayacak uzun diiwS(' mak. Heva (nefis) ve hevese uymak insanı Hak’tan ahk^HN leklere kapılmak ahireti unutturur.”Yukarıda bahsedildiği üzere Hz. İmam Ali’nin gerç , nımı bu şekildedir. Diğer taraftan ise Şah-ı Merdan, insan ' özeUikleriyle de var olacağını, insani özelliklerini
bu yüzden insanoğlunun dört kısma ayrılacağını bize şu'ı anlatmıştır;“İnsanlar dört bölüktür:Bir bölüğü kendisi alçalmadıkça, kılıcı körleşmedikçe^ n, azalmadıkça, yeryüzünde bozgunculuğu menetmez.Bir bölüğü, kılıcını çekmiştir, kötülüğünü göstermiştir adamlarını toplamıştır, kendisini ortaya atmıştır, dinini

mlştî;^“bütü7bunları da yok olacak mal elde etmek, yahut ^baş"oImIk,'önder kesilmek yahut minbere çıkıp yücelmek,ha\i;^^ luk satmak için yapar. Ne kötü alışveriştir dünyayı kendin içi^J pul görmen, ondan ibret alman.Bir bölüğü de ahiret ameliyle dünyayı diler, dünya ameliyi reti dilemez. Kendini alçakgönüllü göstermeye çalışır, centaflex adııtı\; sık sık atar, eteğini beline sıvar, kötülüğünü gizleyip, halkı eıui meye uğraşır, Allah’ın kusurları örtüşünü de suç işlemeye vesûe Dördüncü bölüğü ise aslında bir yüceliği olmadığından, sc yüksekliğine sahip bulunmadığından bu hâl onu başka hâle ı Kanaat ehli görünür, zahitlerin libasına bürünür; bu yüzden şece dinlenip yatar, ne gündüz bir şeyi yiyip doyar.”
Tarih bo>ajnca insan tanımını en iyi yapanlardan biri ı ır Hz. Alı. Bir insanın nasıl olması gerektiğini, nelerden U5 ) hangi özelliklere sahip olunması gerektiğini, hem yaşamı 3 insan olarak hem de
“Bir devletin çökmesi şn dört .sebebe bııkar; esas prensiplerinden ayrılma, ikinci plânda olan şeylere önem verine, aşajî,ıhk kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.”
Öle yandan devletin bir kıırnşunnn ziyan olmaması için her türlü tedbiri almış, rüşvet haraç, irtikâp gibi konularda en sert tedbirleri almış ve uygulamıştır.
Hz. Ali ancak ulvî fikir, prensip ve kutsal dava için, doğ,ruluk uğruna cenk ederdi.
Hilâfetlerinin ilk günlerinde Abdullah b. ZenVa gelmiş, mal istemişti; Hazreti Ali (r.a.) buyurdular ki;
“Bu mal, ne senin, ne benim; Müslümanlar için ganimetlerden saklanmış bir mal. Onlar kılıçlarıyla bunu elde ettiler. Savaşta onlarla bulundun, onlarla beraber savaştıysan, onların payı kadar senin de payın var bu malda; yok eğer onlarla beraber savaşmadıysan onların, ellerijde derip devşirdikleri şey başkalarının ağızlarına na sip olmaz.”
j8- İSLÂMİYET’İ ve MÜSLİMLERİ KORUYAN ALİ iv, Hz. Ali, İslâmiyet’i ve Müslümanları korumak için canım ort koyan kerem sahibi, cömert, âlî-cenâb, âdil, ziyadesiyle merharr re’y ve tedbir sahibi idi. Asla doğruluktan ayrılmaz, hıyanet, kir rez, gizli husûmet bilmez, gıll ü gıştan âzâde, güler yüzlü, miz lâtifeyi sever, cesur, şecâat sahibi, fevkalâde fasâhât ve belâg telâkat-i lisana mâlik; edib, şair ve zamanın bütün ilmine vs zât olup, bâtını ilimle de mücehhez idi.
Hutbelerinden birinde halka seslenirken;
“Gerçekten de Allah size İslâm’ı verdi, Müslümanlıkla mak diledi. İslâm bir addır ki esenliği bildirir, bütün yüceli' lan Allah sizi doğru yoluna seçti, bilinen bilgiye, biVmmey ait hüccetlerini bildirdi. Onun eşsiz iyilikleri yok olup bil lacak güzellikleri tükenip yitmez. Ondadır bahar yağmu tufları, ondadır karanlıkların ışıklan. Hayırlar, ancak
iye dıışup kalkar, bir zaman suçlularla sabahlar ama y^re götürecek yolu vardır onun, ne dilediğine ulaştıracak Bu çeşit kişilere .sonunda yaptıklarının karşılığı gösterilir den gaflet perdeleri kaldırılır, ardlanna attıkları önlerine lerine aldıkları ardlannda kaybolur gider.
İstediklerini elde edişleri, bir fayda vermez onlara, diledjı erişmeleri bir kâr sağlamaz onlara, ben, sizi de,' keye düşmekten sakındırmadayım. Herkes kendisine
Doğru yoldan sapanla ra, sözü değiştirenlere, gerçekten korka„j. bu yaptıkları şey, hu sapıklık, hu azgınlık fayda vermez, yardım Şehâdet ederini ki Allah’tan başka yoktur tapacak, ona eşitbif ‘ hk tanımaksızın, onda şüphe etmeksizin, dinini inkâr eylemel^j^ her varlığı yaratanın o olduğunu inkâra sapmaksızın, niyeti gç, olan, özü tertemiz bulunan, yakini ihlâs üzere, tartılara ağırkiş şehadetiyle. Ve şehadet ederim ki Mu/ıammed onun kuludur, ha] dan seçtiği, bildirdiği gerçekleri anlatmak için ihtiyâr ettiği, en keremlerine, lütuflarına mazhar kıldığı, en büyük ve değerli el leri için ıstıfâ eylediği peygamberidir; onunla hidâyet alâmeti açıklamıştır, eşi-örneği olmayan körlüğü onunla açmış, gidern Ey insanlar, gerçekten de dünya, ona ümit bağlayanlan, or 'enip dayananları aldatır, onu kendisine mal etmek, başkal ermemek isteyenleri dertlere uğratır, ona üst olmak isteyeni /er. Andolsun Allah'a ki, nimetle hoş bir hâlde yaşayanlaı ?ti, yaptıkları suçlar yüzünden geçer gider çünkü Allah, kul medici değildir.
İnsanlar, onlara belâlar gelip çattığı, ellerindeki nimetle fuğu zaman Rablerine, özleri doğru olarak sığınsalar elle nimeti verirdi onlara; uğradıkları bozgunluğu düzene s mn hidayetten ınaArum bir devreye
•‘Düşmanla karşılaştınız mı yahut düşman sizinle buluştu mu ordugâhınızı yüksek yerlerin önlerine yahut dag, eteklerine yahut geçit vermeyecek ırmak kıyılarına kurun ki oradan faydalanasınız,centaflex düşmanın şerrinden emin olasınız. Düşmanla savaşınız bir yönden vahut iki yönden olsun. Düşmanın ansızın baskınından emin olmanız, korkudan esen kalmanız için de dağ sırtlarına, yüksek tepelere gözcüler dikin. Bilin ki ordunun öncüleri, askerin gözleridir, onların gözleri de, onlardan önce gidenlerdir.
Sakın birbirinizden ayrılmayın, kondunuz mu, hep birden konun, göçtünüz mü hep birden göçün. Gece basınca da çevrenize mızraklar dikin, uykuya dalıp gitmeyin; pek az uyuyun, uykunuz, suyun zarar verdiği kişinin ağzım suyla çalkalaması gibi olsun.
Düşmanla buluştun mu, adamlarının ortasında dur. Savaş ate şini alevlemek isteyen kişi gibi onlara yaklaşma, olaylardan koı kan kişi gibi de uzaklaşma, emrim sana ulaşıncaya dek bekle. Oı Jardan nefretin, onlara düşmanlığın, onları doğru yola çağırmada onlara deliller getirip özür serdedecek bir hâle sokmadan sizi t larla savaşa sürmesin.
(Allah’a hamd ü senâ, Resûlü’ne selât ü selâmdan sonra), den önce gelip geçenleri ancak halkı haktan men etmeleri, hc da hakkı satmaları, onların bâtılı kabûl etmeleri, halkın da \ aymaları helâk etmiştir.
Her sabah, her akşam Allah’tan kork, çekin; dünyânın s< latmasmdan sakın, hiçbir hâlde ondan gafil olma. Bil ki nefs ediği şeylerin çoğundan çekmezsen, bu dilekler seni pek ço\ okar. Nefsine engel ol, çek çevir onu; öfkelenince öfkene b:
Anır bin Abdüd hikâyesi, vflcın ^Savaşı’nda müşriklerin en azılıları ile,
y e şiddetlendiği 22. gün, Amr bin Abdûd adh en azı 1 arından biri, Hendek kenarlarına gelip meydana Anır çok kuvvetli olup, ömründe hiçbir cenkten yenileş memıştı. Yalnız Bedir çenginde yaralanıp düşmüştü. Yaı^ muş, tekrar cenge gelmesiyle müşrikler kuvvet bulmuştu
Müslümanlardan kimse Amr’ın davetine cevap vermedi ResûJııllah’tan emir bekliyorlardı. Amr’m meydan okun, kere devam etti. Yedincide Resûlullah efendimiz, Hz. AU’y huzuruna oturttu ve “Ya Ali, benim atıma bin, kılıcımı al, Abdûd’un önüne yiğitçe, cesaretle var! Onun heybetinden, 1 yundan endişe etme! Ben, Hak Teâlâ’dan sana yardım ett senin elinle Müslümanların, bunun şerrinden kurtulmalar ediyorum!” buyurdu.
Hz. Ali kılıcını kuşanıp atına bindi. Avını gözetleyerek arslan gibi, Amr’ın önüne varıp dedi ki:
-Ya Amr! Duydum ki sen Kâbe’nin karşısında ahdet Kureyş’ten bir kişi senden iki şey istese, birini yaparmışs
-Evet, öyle söz verdim.
-Biliyorsun ben Kureyş’tenim. Senden iki şey isteyet olmazsa birini kabul et! Birinci isteğim, Allah’ın birliğini \ med Aleyhisselâm’ın O’nun Resûlii olduğunu kabul ve tasdi]
-Bunu kabul etmiyorum, başka ne istiyorsun?
-İkinci isteğim, bu iki kuvveti hâllerine bırakıp lükerremeye gitmendir.
yalnız Ebu Bekir, Ömer ve Osm;
- Ben Allahü Teâlâ’nın yardımı vc RcsfıUi'nün duası ile senin batimı kesmek isterim.
Hz. Ali’nin bıı sözü üzerine Anır, alından inip Hz. Ali’ye doferu yürüdü. Hz. Ali de atından indi. Birbirlerine hamle ettiler. Hz. Ali bir fırsatım bulup, Amr’ın uyluğunu bir kılıç darbesiyle kopardı. Artık işi bitti, diyerek geriye dönmüş gelirken, Anır, kendi kopmuş bacağını Hz. Ali’ye öyle bir fırlattı ki, eğer değscydi o devin ayak parçası ile helak olabilirdi. Hz. Ali de hemen geri dönüp Amr’ı öldürdü.
2- HZ. ALt VE HAYBER KALESİ
Hz. Ali, Hayber Kalesi’nin fethinde, kalenin kapısını koparıp, kalkan olarak kullanmıştır. Bu savaşta Hz. Ali’nin gözleri ağrıyordu. Ashaptan biri dedi ki:
- Ya Resûlullah! Ali’nin gözleri ağrıyor, öyle ki hareket edemiyor.” Resûlullah Selman’a “O’nu bana getir.” diye buyurdular. Salman gidip Hz. Ali’nin elinden tutarak getirdi. Hz. Ali gözleri kapalı bir şekilde Resûlullah’ın (s.a.v.) huzuruna varıp selâm verdi. Resûlullah (s.ii.v.) selâmın cevabını verdikten sonra sordu:
-Ya Ebe’I-Hasan! Durumun nasıldır?”
-Elhamdülillah iyiyim; sadece başım ve gözlerim ağrıyor, göı erimi açamıyorum.”
-Yaklaş!
Hz. Ali de yaklaştı. Allah Resulü mübarek ağzının suyundan 1 ıJi’nin gözlerine sürerek ona dua etti. Bu dua neticesinde Ali’nin 0 Özleri iyileşti, hatta hiç ağrı izi kalmadı. Daha sonra İslâm bayra Ji’ye (r.a.) verdi ve zafer kazanması için Yahudilerin kalesi Hayi Dgru hareket etmesini emretti. Hz. Ali düşmana doğru hareket darın, Marhap, Haris, Hişam ve Alkame gibi büyük kabram nı öldürerek çok önemli olan Hayber kalesini fethetti.^'
3- HZ. ALİ VE MERHAB KAPIŞMASI Bu savaşta, (Hayber) Yahudilerin meşhur pehlivanı Merha r halkı iyi bilir ki, ben gelip çatan harplerin tutuştuğu, nanlarda, tepeden tırnağa kadar silahlanntış, cesaret \ nlığı denenmiş Merhab’ımdır. Ben, kükreyerek geldikk —ifâh kılıçla vurup yere sermişi
karşıya geldiğinde, Merhab’ın tepesine öyle bir kılıç inclh?^^ Merhab’ın siperlendiği kalkanını ve demirden miğferini ıWye ayırdı. Merhab’ın başına inen kılıcın çıkardığı sesokad>
İCli ki, ---hıılıınan l lmmii ^\m » *^tı,
Hayber karargâhında bulunan Ümmü Seleme, “Mert'i Jerine kadar inen kılıcın sesini ben de işittim!” demiştir.
centaflex yazdı..

No comments:

Post a Comment