centaflex ve islam savasları58
evet arkadasalr sizlere en güzel bilgileri yazan centaflex dediki âlimler imameti ve adı geçen imamların imamlığını inl(j"'^i' ' rin İslâm'dan çıkmadığını da savunmuşlardır.'""2-Nas ve tayin: On iki İmam mezlıebi Şiileri, Hz.Hz. Ali'yi halife tayin ettiğini kesin kabul ederler. Böylcçj, "''•s Peygamber'den başlayıp devanı eden bir silsiledir. Bu gbrüy|^['^\ Pcygaınber’in sözlerine dayandırırlar.3- İmamların nıasıım olması: tmaıniye, imaınl.ırm antjij asi olmaktan masum olduğu hususunda ittifak etmişlerdir j lar büyiik-küçük, kasten veya yanlışlıkla hiç bir şekilde hatam'*'*^ 1er. Bu husus imamın sözünün dinlenmesi, korkusunun kalp^' çıkmaması içindir.4-İmamların on iki oluşu: On iki İmam mezhebine tâbi lar, Hz. Peygamber’den sonra imamların on iki tane olduğvnijj^' tifak etmişlerdir.'
1- Ali el-Murtaza; Hz. Muhanımcd’in (s.a.v.) amcasının olup, ona ilk iman
edenlerdendir. Hz. Osman’ın şehid edilişinden sonra halife5^ çilen Hz. Ali, Ehl-i Sünnet’in Raşid halife olarak tanıdığı halifdç^ dördüncüsüdür. O, Hicri 40 (M. 661) yılında şehid edilmiştir.
2- Haşan el-Müctebâ; Hz. Ali şehid edildikten sonra, tataj, tarlan olan Kûfeliler, Hz.
Fatınia’dan olan büyük oğlu Hz. Hasan’a bey’at ettiler. Hz. Hj, san Hz. Mııaviye’ye karşı giriştiği bir askerî teşebbüste başarı sa|. layamayınca, Muaviye ile anlaşarak hilâfet hakkından feragat etli. Hz. Haşan, Hicrî 50’de (M. 670) vefat etti.
179İrfan AbdUlhamiil, Islâm’da İtikadı Mezhepler ve Akııid Esasları, (Çev. M. Saim Yep. mm), İsianbul 1981, s. 37- Hüseyin Alay, Hhl’ı-Sünncı ve Şia. Ankara 1983, s, 139
180İrfan Abdülhamid, AGE, 38
181Hüseyin Alay, AGE. 137 - Necip
>fu.ıvıu’*nin öliuminden .sonnı, Vezitl b. Mıınvivv’nin vcluılıcl u.su-)(' oturınnsı üzerine Küfeliler Hz. Hüseyin’e
*"'|.tupiaryazi«rak Kûfe’ye geldiği takdirde onıı bey at edeceklerini jıildird'lt^J" Hü-seyin, Kûfe’j-e do^^ru yola (,'iktı, Kerbelâ mevkiine ,|ın(^ Yc/id’in gönderdikti oıtluyla karşılaştı. Resûluilah'ın (s.a.v.) to-Hz-
Ali Zcynelâbidin c.s-Scccâd b. ilü.vcyiıı:
}lı HiiMyinln oğlu olup, rivayete göre annesi, Kisra Yezducerd’in Medint’y S^’Hrilen üç kızından biridir. Kflfe’de 34 veya 36 (m. 655, 656) yılında dolmuştur.
Zcynelâbidin, Kerbelfı olayı sırasında çocuk yaşta olup hasta olarak çadırda yatmakta idi. Hz. Hüseyin’i şelıid eden grubun lideri Şi-^rironu öldürmek istemiş ancak ordu komutam Ömer b. Sa’d buna izin
.MedineiilerYezId’e karşı Abdullah b. Hamala liderliğinde kıyama kalktıklarında, Ali Zeynelabidin de Medine’de bulunmaktaydı. O, bu knama katılmayarak kendisine dokunulmamasım istemiş ve bu iste^ kabul edilmişti. Zeynelabidin kendi ailesi ve Mervan b. Hakem’in ailesini yanına alarak Medine’den çıktı ve Yenbu tarafına gitti.
Daha sonra Mervan onu, Yezid’in Medine’ye gönderdiği ordu komutanı Müsinı b. Ukbe’nin şerrine karşı korudu. Yezid de ona dokunmaması için Müslim’e bir emir göndermiş bulunmaktaydı. Zeynelabidin 94 (M.712) tarihinde vefat etmiştir.'*’
Ali b. Hüseyin, takvası ve aşın derecede ibadete düşkün olma-.sından dolayı Zeynelabidin şeklinde isimlendirilmiştir. Onun, ölene kadar her gece bin rekât namaz kıldığı rivayet edilmektedir, Zuhri, onun için, “Zeynelabidin’den daha fakîh birini görmedim.” Said b. Müseyyeb de, “Ben, ondan daha fazla vera’ sahibi olan bir kimse görmedim!”'** demektedir.
5- Muhammmcd el-Bâkir b. Ali;
182IbnuJ-lmad el-Hanbolî, .Şezeratü’z-Zeheb, Beyrut I.y,l/I05
183Ibnul-Esir, el-Kâmil fi'l-Tarih, Beyrul 1979, 4/79
184Ibnu'l-Esir, AGE.4/ 13; Ayrıca bfc. Harra olayı
185Ibnul-lmad.AGE. 1/104.
186Ibnu'l-Imâd,l/I05
smdan olup, seviyesi, meselelerin iç gerçeklerin^ hilen ve onların hakikallerine uluîjabilen bir teces.sus^*^^^'*^. sahip olmasından dolayı "el-Bakır" lâkabıyla amlınaVt^'’>^ hamıncd Hakir, seçkin badis âlimlerinden biriydi,
Hudri başta olmak üzere, bazı sababilerden hadis rivay<.^ Onun, konuşurken insanbrn faydalı olabilecek Şeylcrdt^ hikmet dolu bir üsluba sahip olduğu ve insanları vaa/i^^\ şad etmeye i’ayıet gösterdiği rivayet edilmektedir."*^
Şiilerin İmamiye ekolü onu beşinci İmam olarak kabule dir. Daha önce kardeşi Zeyd’in etrafında bulunan grubun,
hakaret etmeyi reddetmesi üzerine ondan ayrılarak Ca’fcr.ij./' am tanıdıklarını bildirdiler ve imametin Cafer es-Sâdık’aih.'
ettiği inancını benimsediler. Tabiî bu durum Cafer-i Sadık'ı^^?^ Ömer ve llz. Ebu Bekir hakkında kötü zan beslediği anlamın^^ mez. Zira o, Ebl-i Beyt’e büyük zulümler yapmış olan Ertiey^ leşine mensup olmasına rağmen, Beşinci Raşid üalife Abdülaziz’den, “Her kavinin bir necibi vardır. Umeyye Oğullan^ necibi ise Ömer b. Abdülaziz’dir. Allah onu kıyamet gününde şına bir ümmet olarak diriltecektir!” şeklinde övgüyle söz ederdi», Muhammed Bakır 114 (732-733) yılında Medine’de vefat elmi^ tir. Onun 115 yılında vefat ettiği de söylenmektedir."*’
O, vefat ettiği zaman 58 yaşındaydı. Ancak onun ömrü hakkiıvtj,
56 ile 73 yaşlan arasında değişen muhtelif kayıtlar bulunmaktadu
6- Ca’fer es-Sadık b. Muhammed:
İmamiye Şiası’nm altıncı imam olarak kabul ettiği Ca’fcr-i Sâdı^ İslâm tarihinin mümtaz, âlim ve muttaki şahsiyetlerinden biridir. Ebu Hanife ve İmam Mâlik gibi büyük müetehitlere hocalık yapmışur. O, gerdek Ehl-i Sünnet çizgisinde bir kimse olup, bu çizgiden sapmj gösteren Şü gruplarla, önceki imamlarda olduğu gibi alâkası yoktur.
7- Musa el-Kazım b. Ca’fer:
Ca’fer es-Sadık’ın oğlu olup, İmamiye tarafından yedinci imam olarak kabul edilmektedir. Hicri 128 (745) yılında doğmuş'”’ Medine’de babasının yanında yetişmiştir. Ehl-i Beyt’in eziyet gören mensuplarından biridir. Abbasi halifelerinden Mehdi onu Bağdat’a getirte-
187Ibnul-tmâd, agc.,1/ 149
188Ibnu’l-Esir, age 5/62).
189İbnul-lmad AGEl/149; Ibnul-Esîr, AGEuynı yer).
190Ibnul-lnıad,1/304),
ri\Tiycte RÖrc gordiiftü l»ir l üya lizeı ıııu bir nıuıldt'I '' I on» serbest bımkmıştır.'''’
MıslineŞv diinon Mûsa Kâzım, peşinden Hanın er-Reşid taın-iMi tekrar hapsedilmiştir. İbnııl-lvsir onun hap.sedilmeşine scİH-p ' oli" ! anlatmaktadır; “Harun er-Reşid 179 senesinde umre [)(,nıişte Medine'ye geldiği /.aman Kesûlullah’ın (s.a.v.) kabrine ■ Onn» yanında K'işka insanlar da vanlı. O, Resûlullairııı kabri-durduğu /.aman şöyle dedi;
vunında bulunanlara övünmek için söylemişti. Orada bulu-
MıKı b, Cıfer, dönerek. “Selâm senin üzerine olsun ey baba!" lİ^li Harun er-Reşid in rengi değişti ve Mûsa'ya “Bu gerçekten bo-^^rifiımektir!" di>vrck çıkıştı. Sonra da onu yanma alarak Irak’a gö-lyıtlü ve hai)scttirdi."“’^
Mıliuı Kâzını 183 (799) yılında hapiste ölmüştür.
0, zamanını ibadet ve zikirle geçirmekteydi. Mûsa Kâzım, Fıkıh'ta l^ıavüz etmiş bir kimseydi. Her ne kadar o, tmıbalif siyasî faaliyet-|,.ı\'i^tinık etmemişse de, hapsedilmesinin gerçek sebebi yönetimin ^an kuşkulanması olmalıdır.
8- Ali er-Rıza b. Mûsa:
Hicrî 148 yılında Medine'de doğdu. Ali b. Mûsa, faziletinden jolayı Abbasî halifelerinden Me’mun tarafından itibar görmüştür. Me'mun, .Abbasî sülâlesini terk ederek O’nu kendine veliaht tayin etti (Ramazan 201/Mart 817) ve “Rızâ min Âl-i Muhammed” lâkabıyla lakablandırdı ve O’nu Merv’e götürdü. Bu durum Bağdat'ta bulunan ybbasi mensuplarının Me’mun’u halifelikten azlederek, İbrahim b. (1-Mfhdi'je beyat etmelerine sebep oldu.”^
Bu, taraflar anısında Irak’ta şiddetli savaşlara sebebiyet verdi."*^ Alib. Mûsa, 203 (818) yılında Tûs şehrinde vefat etmiştir. Onun ölüm sebebi hakkında değişik rivayetler bulunmaktadır.
İbnul-İmâd, hummadan öldüğünü, zehirlenerek öldürülmüş ol-(ju|unun da söylendiğini zikretmektedir. İbnul-Esir ise, üzümü çok
t«| Iboul-Esirage Ş/164).
1W İbnul-Esir, AGE, 6/346 Ifl İbnul-imad, AGE 2/2
I«1 Me'raun’un, Ali Rıza b. Musa’yı veliaht tayin etmesi ve ölümü ile ilgili daha fazla bilgi için bkz. Nasan i. Haşan, İslâm Tarihi, Tere. İsmail Yığıl-S. üümüş, İstanbul 1985,2/495 vd.).
söven Ali or-Rı/^ı’mn Mc’nıım tarafından /.elıirli Uzun, y Ilirlcndigini zikrettikten sonra, bunun kendisine gorc uz^'%k | olduğunu kaydetmektedir.
Cenaze namazını Me'nınn kılmuj ve onu, Haru
tuna dcfnetmiştır. Onun türbesinin bulunduğu Meijhed Şiilerce kutsal bir mekân kabul edilir. İmamiye'nin 8. rak kabul ettiği Ali b. Mûsa'ya çok sayıda keramet alfy^V dir. Ali b. Mûsa, kendisinin Mc'nıun tarafından veliaht miş olmasına rağmen siyasî bir grubun lideri olarak biri,'''^, bulunmamıştır."
İmamiye'nin, dokuzuncu imanı olarak kabul ettiği Muh, b. Ali, Ramazan 195’de (Haziran 811) Medine'de doğmuştur. ıncd, zVbbasî halifesi Me’mun tarafından ikram ve saygı gonn^^ Muhammed’i sarayına alan Me’mun onu kızlarından Ümmüp,jjj evlendirdi. 202 (817-818)."^'
Me'mun her sene ona iki bin dirhem bahşiş vermektevıl, Mu'tasim tahta çıktığı zaman onu Bağdat’a çağırdı. Muharunieıi.^ yılında (Kasım 835) yirmi üç yaşında olduğu hâlde Bağdat'la ve dedesi Kâzım'ın yanma defnedildi.""
10- Ali el-Hâdi b. Muhammed:
212 (827-828) yılında doğmuştur. İmamiye tarafından ontuy^ centaflex imam olarak kabul edilmektedir. Fakih ve ibadete düşkün bir kin, şeydi. O, yönetime karşı kıyama hazırlandığı ithamıyla Abbasilej den el-Mütevekkil’e şikâyet edildi. Mütevekkil, askerlerini onunevit^ gönderdi. Ali el-1 lâdî, üzerinde kıldan bir elbise olduğu hâlde naniij kılmaklaydı. Evinde toprağın üzerine serilmiş bir yatak dahi yokh^ Ali el-Hâdî, Mütevekkil’e götürüldü ve durumu ona anlatıldı. 0^^^ büyüklüğünü kavrayan el-Mütevekkil, Ali el-Hâdî’yi yanma oturttu ve ona dört bin dinar verilmesini emretti. Ali el-Hâdi, 254 (868) lında Samarra’da ölmüştür.
11- Haşan el Askerî Ali b. Muhammed Cevad;
195Ibnul-Esir, AGE.6/350
196İbnul-İmâd, AGE.2/48
197Ibnül İmâd, age, 2/128; İbnül-Esir, age.'
198İbnül-lmâd, 2/141; Ibııüi-Esîr. 7/:
(SflUi'^rra) şehrine gctiı tmişlir. Kl-Askerî gö/ hajKsincie bıılıın-genç yaşta 260 (873*74) yılında vefat etmiştir."''’
el-Askerî de ecdadı gibi önıninü /iihd ve takva içerisinde niiiştir. İmanıiyc'nin on birinci imanı kabul ettiği kimse olııj), on ,„ııamolan İmam*ı Mııntuzar Muhanımed'in babasıdır.
Mubuınmed cl-McIıdî b. EI-Humiii (tmam-ı Muntuzar): ,5 ^ııl>at 255’de (9 Temmıı/ 869) Samarra’da doğmuş olup, •’nin son imamıdır. Onlara göre Mulıammcd, babasının liındeiı .sonra (U. 260) evlerindeki serdaba girerek gizlenmiş ve i^jitoplıılıığııoo dört daisi aracılığıyla idare etmiştir. Bu durum 328 /iuü)sürmüştür. Bu dönem, *‘gaybubet-i suğra” olarak
jljndınlır. 328 yılında gaybubet-i kübruya (büyük gizlilik) girdiği İİ.1İIIIİ ı'dden Muhammed el-Mebdî'nin hâlen yaşadığına ve ahir za-fliaiKİ<> \’eryıizüne döneceğine inanılmaktadır.
No comments:
Post a Comment